Bilgi Çeşitleri:

















Nazım Hikmet'in mezarı Rusya'dadır.

Dünya çapında en çok satılan kitap Yüzüklerin Efendisi'dir .

Dünya üstündeki en küçük kitap 1 mm x 1 mm boyutundadır.

Dünya üzerindeki en bilinen kitap hırsızı 23.000 kitap çalmıştır.

Oğuz Atay, ölümsüz eseri Tutunamayanlar’ı Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam kitabındaki bir pasajdan etkilenerek yazdı.

Türk edebiyatının ölümsüz yazarlarından Yaşar Kemal’in efsane romanı İnce Memed’i Rusçaya Nâzım Hikmet çevirdi.

Sabahattin Ali, okul yıllarında sürekli sanatla ilgilendiği için ailesinin yanına gönderilmekle tehdit edildi ve intihar etmeyi düşündü.

Ünlü İngiliz roman yazarı Virginia Woolf, romanlarının çoğunu ayakta yazardı.

Mustafa Kemal, çok kitap okuyan biriydi. Yüzlerce kitabı vardı. Ancak en sevdiği kitap, Reşat Nuri Güntekin’in Çalıkuşu adlı romanıydı.

Victor Hugo, kendi evinin duvarına işerken, bir başkası tarafından "Aşağılık ihtiyar ne yaptığını sanıyorsun? Orası Victor Hugo'nun bahçe duvarı." denilerek uyarılmıştır.

Jonathan Swift tarafından kaleme alınan Gulliver’in Gezileri kitabında Mars uydularının büyüklüğü ve dönüş hızları ile ilgili bilgiler gökbilimcilerden yüz yıl kadar önce tasvir edilmiştir.

Aruzu savunan ve garip akımını eleştiren Yahya Kemal Beyatlı, vapurda Orhan Veli’nin okuduğu şiirden çok etkilendi ve fikrini değiştirdi.

Sait Faik Abasıyanık ve Orhan Veli hesabı ödeme iddiasıyla bulmaca çözme yarışmaları yapıyordu.

Tarihte bilinen en eski yemek kitabı Hammurabi döneminde yazılmıştır.

Daktilo kullanılarak yazılan ilk kitap Tom Sawyer'dır.

Kitabın 'kitap' olarak cümle içinde kullanıldığı ilk kitap Büyük Alfred tarafından yazılmıştır.

Kitap kokusunu sevmemizin nedeni sayfa bileşenlerindeki doğal kokuymuş. Selüloz kokusu ve diğer maddeler bizi mutlu ediyormuş.

John Steinbeck’in köpeği, dünyaca ünlü roman Fareler ve İnsanlar’ın orijinal taslağını yemiştir...

Ersin Tezcan tarafından 1997'de yazılan ''E'siz Potkal'' isimli kitapta hiç "e" harfi kullanılmamıştır. Daha ilginci ise kitabı 1997'de ''E Yayınları'' basmıştır.

Gabriel García Márquez, kült romanı Yüzyıllık Yalnızlık’ın film olarak uyarlanmasına izin vermemiştir.

Yazar, çevirmen ve düşünür Cemil Meriç yavaş yavaş görme duyusunu kaybetmesine rağmen okumaktan ve yazmaktan hiçbir zaman vazgeçmedi.

Louis Aragon'un ''dünyanın en güzel aşk hikayesi'' dediği Cemile'nin yazarı ünlü Kırgız yazar Cengiz Aytmatov'un kağıda alerjisi vardı.

Dünya üzerinde her yıl basılan 1.2 milyon kitaptan yalnızca %2’si 500.000’den fazla baskı yapabilir.

Roman yazmak ortalama olarak 475 saat alır.

smanlı sınırları içinde basılan ilk gazete Takvim-i Vekayi günümüzün Resmi Gazetesi'dir.

Victor Hugo, 14 yaşındayken bir parça ekmek çaldığı için altı ay hapis yatmıştır.

Edebiyat çevrelerinde üstat olarak nitelendirilen Necip Fazıl Kısakürek Nakşibendî tarikatına üyeydi.

Bilinen ilk kütüphane milattan önce 2.600 civarında Sümerlere ait tapınaklarda keşfedilmiş.

Geçmişte kitapların çalınmasını engellemek için kütüphane raflarına zincirlenmesi gerekiyormuş.

Dünyanın ilk ve en büyük atlası 1.75 yüksekliğinde, 1.95 genişliğinde 6 kişinin taşıyabileceği ağırlıktadır 1660 yılında oluşturulmuştur.

Kitapkurdu kelimesi gerçekten kitapların içinde yaşayan küçük böceklerden gelir.

Sokağı edebiyata taşıyan ünlü yazar Hüseyin Rahmi Gürpınar, örgü örmeyi çok seviyordu.

Dünyanın en uzun cümlesi Victor Hugo sefiller kitabındandır ve tam 823 kelimedir.

İşte dünyanın en uzun cümlesi;
Tarihin mutlaka hafifletici nedenler bulacağı bir babanın oğluydu, ama bu baba, ayıplanmaya layık olduğu kadar, saygıya da layıktı, özel erdemlerinin hepsine, kamuyu ilgilendiren erdemlerin de birçoğuna sahipti; sağlığına, servetine, şahsına, işlerine büyük özen gösterir, bir dakikanın bile değerini bilirdi, ama bir yılın değerini her zaman bilmezdi; itidalli, sakin, uysal, sabırlıydı; babacan adam, iyi bir prensti; eşiyle yatardı ve sarayında evlilik yatağını burjuvalara göstermekle görevli uşaklan vardı, çünkü eskiden ailenin büyük kardeş kolunun gayrimeşru ilişkilerini açıkça sergilemelerinden sonra, düzenli kan koca yatağının iftiharla teşhiri faydalı olmuştu; bütün Avrupa dillerini bilirdi, daha ender görülmüş bir durumdur bütün imtiyaz ve çıkarlann dillerini bilir, konuşurdu; orta sınıfın olağanüstü bir temsilcisiydi, ama onu aşardı ve sonuçta ondan daha büyüktü; kanının değerini takdir etmekle birlikte, özellikle kendi özdeğerine güvenmek ve kendi soyu sorununda, bu çok özel sorunda Bourbonlar’dan değil, Orleanslar’dan olduğunu ilan etmek dirayetini göstermişti; ancak Zat-ı Sani-leri iken soyunun en birinci prensiydi, ama majeste olduğu gün gerçek bir burjuva oldu; toplum içinde uzun ve dağınık, özel hayatında kısa ve özlü konuşurdu; cimri olduğu söylenirdi, ama bunun kanıtı yoktu; aslında kendi fantezileri ya da görevleri söz konusuysa, müsrifliğe karşı pek duyarlı değildi; asilzadeydi, ama şövalye değildi; sade, sakin ve güçlüydü, ailesi ve saray halkı tarafından çok sevilirdi, hoşsohbetti, doğru yolda bir devlet adamıydı, içten soğuktu, o an ilgi duyduğu konuya kendisini tamamen verirdi, daima mümkün olduğu kadar yakından idare ederdi, kin duymak da, minnet duymak da elinden gelmezdi, üstünleri sıradan olanlara karşı merhametsizce kullanırdı, tahtların altında sağır bir uğultuyla homurdanan o esrarlı ittifakları parlamento çoğunluklanyla oyuna getirmekte ustaydı, açıkyürekliydi, bazen açılmakta ihtiyatsızlığa kadar vardı, ama bu ihtiyatsızlık içinde bile fevkalade becerikliydi; tedbiri, çehresi, maskesi boldu; Fransa’yı Avrupa’yla, Avrupa’yı da Fransa’yla korkuturdu, ülkesini sevdiği kesindi, ama ailesini tercih ederdi; otoriteden çok, hakimiyete ve kibirden çok otoriteye değer verirdi, ki böyle bir tutumun şu felaket yanı vardır : her şeyi başarıya çevirdiğinden hileyi kabul eder ve alçaklığı kesinlikle reddetmez, buna karşılık şu faydalı yanı da vardır : siyaseti şiddetli çatışmalardan, devleti kopmalardan, toplumu bela ve sıkıntıdan korur, titiz, ilgincbirbilgi.com dürüst, uyanık, dikkatli, nüfuzlu, yorulmak bilmezdi, bazen kendi kendini yok saydığı, yalanladığı olurdu; azönce’de Avusturya’ya karşı cesur, İspanya’da İngiltere’ye karşı sebatkârdı, Anvers’i bombaladı, Pritchard’a tazminat ödedi; Mar-seillaise’i tam bir inançla söylerdi; yorgunluğa, bitkinliğe, güzellik ve ideal zevkine, cüretkârca cömertliklere, ütopyaya, ham hayale, öfkeye, boş gurura, korkuya yabancıydı; gözüpekliğin her türlüsüne sahipti; Valmy’de general, Jemmapes’da askerdi; sekiz defa suikaste uğradı ve hepsinden gülümseyerek çıktı; bir humbaracı kadar sert, bir düşünür kadar cesurdu; sadece Avrupa’nın sarsıntıya uğraması ihtimalleri karşısında endişelenirdi, büyük siyasi maceralara göre değildi; hayatını tehlikeye atmaya daima hazırdı, ama eserini asla, kendisine bir kral olarak değil, bir zekâ olarak itaat edilmesini sağlamak için iradesini etki kılığına sokardı; gözlem yeteneği vardı, ama kehanet yeteneği yoktu; düşüncelere pek önem vermezdi, ama insanları değerlendirmesini bilirdi, yani hüküm vermek için görmesi gerekirdi; süratli ve keskin bir sağduyusu, pratik bir zekâsı vardı, kolay konuşurdu, belleği çok güçlüydü; Sezar, İskender ve Napoleon’la tek benzer noktası olan bu güçlü bellekten daima yararlanırdı; olayları, ayrıntıları, tarihleri, özel isimleri bilir, kitlenin eğilimlerini, tutkularını, dehalarını, ruhların iç özdeyişlerini, gizli ve karanlık isyanlarını, tek kelimeyle, bilincin görünmez akımları diyebileceğimiz şeylerin hiçbirini bilmezdi; Fransa’nın üst tabakasında kabul görüyordu, ama alt tabakalarıyla pek uyuşmuş değildi; incelikle her işin içinden sıyrılırdı, fazla hükümet eder, yeterince saltanat sürmezdi; kendi kendisinin başbakanıydı; büyük fikirlerin karşısına küçük gerçeklerden engel çıkarmakta pek ustaydı; uygarlık, düzen ve organizasyon konusunda ki yaratıcılığını bir melekeyi, bir çeşit formalite ve çekişme esprisiyle birleştirirdi, bir hanedanın kurucusu ve hakkın savunucusuydu; biraz Charlemagne’e, biraz da bir avukata benzerdi, kısaca yüksek ve orijinal bir kişilikti; Fransa’nın kaygılanmasına rağmen güçlü devlet olmayı bilen bir hükümdardı, – Louis-Philippe yüzyılın en seçkin kişileri arasında yer alacaktır ve şan ve ünü biraz sevseydi, yararlılık duygusuna sahip olduğu kadar azamet duygusu da taşısaydı, tarihin en ünlü yöneticileri sırasına geçerdi.